Onur
New member
Bu da empatik ve ilişki odaklı bir yaklaşım olabilir.
Fakat rollerin cinsiyetle otomatik olarak belirlenmesi gerekmiyor.
Mehmet son derece empatik olabilir. Elif devre şemasına bakıp “Sorunun kaynağı burada” diyebilir. Başka bir kadın mühendis algoritmanın optimizasyonunu yapabilirken başka bir erkek tasarımcı kullanıcı araştırmasına yoğunlaşabilir.
Asıl ilginç olan da bu çeşitlilik.
Teknolojide başarılı ekiplerin ihtiyacı “erkek aklı” veya “kadın aklı” değil; farklı insanların farklı bakış açılarıdır.
Çünkü dokunmatik ekran problemi sadece elektronik problemi değildir. Aynı anda donanım, yazılım, tasarım, ergonomi ve insan davranışı problemidir.
Ekran Parmağın Nereye Bastığını Nasıl Buluyor?
Asıl sihir burada.
Sensör ağı üzerinde farklı bölgeler ölçülüyor. Parmak belirli bir bölgeye geldiğinde o bölgelerdeki elektriksel değerler değişiyor. Kontrolcü bu değişimleri analiz ederek dokunmanın konumunu hesaplıyor. Microchip+1
Bunu şehir haritası gibi düşünebiliriz.
İstanbul'un tamamını aynı anda izleyen bir sistem düşünün. Bir noktada hareketlilik meydana geliyor. Sistem sadece “bir şey oldu” demiyor; hareketliliğin hangi bölgede gerçekleştiğini de belirlemeye çalışıyor.
Dokunmatik ekran da benzer şekilde çalışıyor:
“Bir değişim var.”
“Şu bölgede.”
“Yaklaşık şu koordinatlarda.”
“Üstelik hareket ediyor.”
Sonrasında yazılım bu koordinatları bir harekete dönüştürüyor.
Parmağınızı sağa kaydırdığınızda ekran aslında “sağa kaydırma” kelimesini doğrudan algılamıyor. Sensörlerden gelen ardışık konum bilgileri değerlendirilerek bir hareket olduğu sonucuna varılıyor. Dokunma sensörleri, düğmelerin yanı sıra kaydırıcılar ve tekerlek benzeri kontroller için de kullanılabiliyor. Microchip Geliştirici Yardım
Yani parmağınız:
“Ben sağa gidiyorum.”
Telefon:
“Koordinatların değiştiğini görüyorum.”
Yazılım:
“Bu bir swipe.”
Kullanıcı:
“Ben aslında yanlışlıkla yaptım.”
Telefon:
“Geçmiş olsun.”
Telefon Ekranı Neden Bazen Hayalet Dokunma Yapar?
“Ghost touch” olarak bilinen istenmeyen dokunmalar, dokunmatik teknolojinin en sinir bozucu taraflarından biri.
Ekranın kendi kendine uygulama açması, menüler arasında dolaşması veya yazı yazması insanı kısa sürede paranoyaya sürükleyebilir:
“Telefonumu benden başka kim kullanıyor?”
Çoğu durumda önce teknik nedenler düşünülmeli.
Dokunmatik sensörlerin ölçümünde elektriksel gürültü önemli bir faktör. Üreticiler bu gürültüyü azaltmak, gerçek dokunmayı arka plandan ayırmak ve sensörlerin güvenilirliğini artırmak için çeşitli filtreleme ve sinyal işleme yöntemleri kullanıyor. Microchip Geliştirici Yardım+1
Üstelik elektronik cihazların içinde birbirine yakın çalışan farklı devreler bulunuyor. Örneğin bazı PWM sinyallerinin dokunmatik sensör hatlarına istenmeyen elektriksel etki oluşturabileceği belirtiliyor. Bu nedenle donanım tasarımında sensör hatlarıyla gürültü oluşturabilecek devrelerin fiziksel yerleşimi bile önem taşıyor. Microchip Geliştirici Yardım
Yani telefonun kendi kendine basması her zaman “telefon kafayı yedi” anlamına gelmiyor.
Bazen elektronik dünya bize şunu hatırlatıyor:
Görünmeyen şeyler de gerçek sonuçlar doğurabilir.
Dokunmatik Ekran Aslında Bizi Ne Kadar Tanıyor?
Burada düşündürücü bir noktaya geliyoruz.
Ekran dokunduğumuzu algılıyor. Peki ne kadarını biliyor?
Teknik açıdan sensörün temel görevi dokunma bilgisini ve konumunu belirlemek. Ancak uygulama ve işletim sistemi seviyesinde bu bilgi farklı şekillerde işlenebilir.
Örneğin bir uygulama, dokunmanın gerçekleştiği koordinatı kullanabilir. Başka bir uygulama birden fazla dokunmanın sırasını ve hareketini değerlendirebilir.
Ama ekranın kendisinin “Ahmet şu anda sinirli” diye bir sensörü yok.
Telefon parmağın ekrana hızlı bastığını görebilir; fakat bunun nedenini doğrudan bilemez.
Bir kullanıcı hızlıca ekrana dokunuyor olabilir çünkü acelesi vardır.
Bir başkası aynı hareketi oyunda rakibinden kaçmak için yapıyordur.
Bir diğeri ise telefonun ekranına sinirlenmiştir.
Elektronik sistem aynı fiziksel girdiyi farklı bağlamlarda farklı anlamlara dönüştürebilir.
İşte burada teknolojiyle insan davranışı arasındaki sınır ilginçleşiyor.
Gelecekte Dokunmak Sadece Dokunmak Olmayabilir
Bugün “dokunmatik ekran” dediğimiz teknoloji, aslında daha geniş bir insan-makine iletişiminin parçası.
Dokunmatik sensörler yalnızca telefonlarda değil; otomobillerde, endüstriyel kontrol panellerinde, akıllı cihazlarda, giyilebilir teknolojilerde ve farklı kontrol yüzeylerinde kullanılabiliyor. Microchip
Üstelik sensör teknolojileri yalnızca “dokundu/dokunmadı” şeklinde düşünülmüyor. Daha gelişmiş sistemlerde dokunmanın konumu, hareketi, birden fazla temas noktası ve sinyalin özellikleri analiz edilebiliyor.
Bu noktada geleceğe dair ilginç bir soru ortaya çıkıyor:
Bir gün ekranlar dokunduğumuzu değil, nasıl dokunduğumuzu ne kadar ayrıntılı anlayabilecek?
Belki ileride bir yüzeye dokunduğumuzda sistem sadece “dokunma gerçekleşti” demeyecek. Dokunmanın bağlamını, hareketini ve kullanıcının etkileşim biçimini daha gelişmiş sensörlerle değerlendirecek.
Ama burada teknoloji kadar tasarım da önemli.
Çünkü iyi bir dokunmatik ekran yalnızca dokunmayı algılayan ekran değildir.
Kullanıcının ne yapmak istediğini mümkün olduğunca anlaşılır biçimde karşılayan ekrandır.
Son Söz: Parmağımızın Altında Küçük Bir Elektriksel Dünya Var
Bir dahaki sefere telefonunuzun ekranına dokunduğunuzda biraz durup düşünün.
Aslında yaptığınız şey oldukça ilginç.
Parmağınız camın üzerine geliyor. Camın altında görünmeyen sensörler elektriksel değişimi ölçüyor. Kontrolcü bu değişimi analiz ediyor. Yazılım koordinatları değerlendiriyor. Sonunda ekrandaki bir düğme çalışıyor, bir fotoğraf büyüyor veya sayfa aşağı kayıyor.
Bütün bu işlem günlük hayatımızda o kadar sıradanlaştı ki artık fark etmiyoruz.
Eskiden bilgisayara komut vermek için klavye kullanıyorduk. Sonra fare geldi. Şimdi parmağımızı camın üzerine koyuyoruz ve cihaz ne istediğimizi anlamaya çalışıyor.
Üstelik bunu yaparken ekranın altında küçük bir elektronik orkestra çalışıyor.
Şef sensörleri yönetiyor.
Devreler ölçüyor.
Yazılım yorumluyor.
Kullanıcı ise bütün bunlardan habersiz şekilde ekrana tekrar tekrar basıyor:
“Haydi ama… çalışsana!”
Belki de dokunmatik ekranların en güzel tarafı tam olarak bu.
Karmaşık bir mühendislik problemini, kullanıcı açısından tek bir doğal harekete dönüştürmeleri: dokunmak.
Ve şimdi şu soru biraz daha ilginç geliyor:
Bir cihaz parmağımızın nereye dokunduğunu anlayabiliyorsa, acaba biz teknolojinin hayatımıza nerelere dokunduğunu yeterince fark ediyor muyuz?
Fakat rollerin cinsiyetle otomatik olarak belirlenmesi gerekmiyor.
Mehmet son derece empatik olabilir. Elif devre şemasına bakıp “Sorunun kaynağı burada” diyebilir. Başka bir kadın mühendis algoritmanın optimizasyonunu yapabilirken başka bir erkek tasarımcı kullanıcı araştırmasına yoğunlaşabilir.
Asıl ilginç olan da bu çeşitlilik.
Teknolojide başarılı ekiplerin ihtiyacı “erkek aklı” veya “kadın aklı” değil; farklı insanların farklı bakış açılarıdır.
Çünkü dokunmatik ekran problemi sadece elektronik problemi değildir. Aynı anda donanım, yazılım, tasarım, ergonomi ve insan davranışı problemidir.
Ekran Parmağın Nereye Bastığını Nasıl Buluyor?
Asıl sihir burada.
Sensör ağı üzerinde farklı bölgeler ölçülüyor. Parmak belirli bir bölgeye geldiğinde o bölgelerdeki elektriksel değerler değişiyor. Kontrolcü bu değişimleri analiz ederek dokunmanın konumunu hesaplıyor. Microchip+1
Bunu şehir haritası gibi düşünebiliriz.
İstanbul'un tamamını aynı anda izleyen bir sistem düşünün. Bir noktada hareketlilik meydana geliyor. Sistem sadece “bir şey oldu” demiyor; hareketliliğin hangi bölgede gerçekleştiğini de belirlemeye çalışıyor.
Dokunmatik ekran da benzer şekilde çalışıyor:
“Bir değişim var.”
“Şu bölgede.”
“Yaklaşık şu koordinatlarda.”
“Üstelik hareket ediyor.”
Sonrasında yazılım bu koordinatları bir harekete dönüştürüyor.
Parmağınızı sağa kaydırdığınızda ekran aslında “sağa kaydırma” kelimesini doğrudan algılamıyor. Sensörlerden gelen ardışık konum bilgileri değerlendirilerek bir hareket olduğu sonucuna varılıyor. Dokunma sensörleri, düğmelerin yanı sıra kaydırıcılar ve tekerlek benzeri kontroller için de kullanılabiliyor. Microchip Geliştirici Yardım
Yani parmağınız:
“Ben sağa gidiyorum.”
Telefon:
“Koordinatların değiştiğini görüyorum.”
Yazılım:
“Bu bir swipe.”
Kullanıcı:
“Ben aslında yanlışlıkla yaptım.”
Telefon:
“Geçmiş olsun.”
Telefon Ekranı Neden Bazen Hayalet Dokunma Yapar?
“Ghost touch” olarak bilinen istenmeyen dokunmalar, dokunmatik teknolojinin en sinir bozucu taraflarından biri.
Ekranın kendi kendine uygulama açması, menüler arasında dolaşması veya yazı yazması insanı kısa sürede paranoyaya sürükleyebilir:
“Telefonumu benden başka kim kullanıyor?”
Çoğu durumda önce teknik nedenler düşünülmeli.
Dokunmatik sensörlerin ölçümünde elektriksel gürültü önemli bir faktör. Üreticiler bu gürültüyü azaltmak, gerçek dokunmayı arka plandan ayırmak ve sensörlerin güvenilirliğini artırmak için çeşitli filtreleme ve sinyal işleme yöntemleri kullanıyor. Microchip Geliştirici Yardım+1
Üstelik elektronik cihazların içinde birbirine yakın çalışan farklı devreler bulunuyor. Örneğin bazı PWM sinyallerinin dokunmatik sensör hatlarına istenmeyen elektriksel etki oluşturabileceği belirtiliyor. Bu nedenle donanım tasarımında sensör hatlarıyla gürültü oluşturabilecek devrelerin fiziksel yerleşimi bile önem taşıyor. Microchip Geliştirici Yardım
Yani telefonun kendi kendine basması her zaman “telefon kafayı yedi” anlamına gelmiyor.
Bazen elektronik dünya bize şunu hatırlatıyor:
Görünmeyen şeyler de gerçek sonuçlar doğurabilir.
Dokunmatik Ekran Aslında Bizi Ne Kadar Tanıyor?
Burada düşündürücü bir noktaya geliyoruz.
Ekran dokunduğumuzu algılıyor. Peki ne kadarını biliyor?
Teknik açıdan sensörün temel görevi dokunma bilgisini ve konumunu belirlemek. Ancak uygulama ve işletim sistemi seviyesinde bu bilgi farklı şekillerde işlenebilir.
Örneğin bir uygulama, dokunmanın gerçekleştiği koordinatı kullanabilir. Başka bir uygulama birden fazla dokunmanın sırasını ve hareketini değerlendirebilir.
Ama ekranın kendisinin “Ahmet şu anda sinirli” diye bir sensörü yok.
Telefon parmağın ekrana hızlı bastığını görebilir; fakat bunun nedenini doğrudan bilemez.
Bir kullanıcı hızlıca ekrana dokunuyor olabilir çünkü acelesi vardır.
Bir başkası aynı hareketi oyunda rakibinden kaçmak için yapıyordur.
Bir diğeri ise telefonun ekranına sinirlenmiştir.
Elektronik sistem aynı fiziksel girdiyi farklı bağlamlarda farklı anlamlara dönüştürebilir.
İşte burada teknolojiyle insan davranışı arasındaki sınır ilginçleşiyor.
Gelecekte Dokunmak Sadece Dokunmak Olmayabilir
Bugün “dokunmatik ekran” dediğimiz teknoloji, aslında daha geniş bir insan-makine iletişiminin parçası.
Dokunmatik sensörler yalnızca telefonlarda değil; otomobillerde, endüstriyel kontrol panellerinde, akıllı cihazlarda, giyilebilir teknolojilerde ve farklı kontrol yüzeylerinde kullanılabiliyor. Microchip
Üstelik sensör teknolojileri yalnızca “dokundu/dokunmadı” şeklinde düşünülmüyor. Daha gelişmiş sistemlerde dokunmanın konumu, hareketi, birden fazla temas noktası ve sinyalin özellikleri analiz edilebiliyor.
Bu noktada geleceğe dair ilginç bir soru ortaya çıkıyor:
Bir gün ekranlar dokunduğumuzu değil, nasıl dokunduğumuzu ne kadar ayrıntılı anlayabilecek?
Belki ileride bir yüzeye dokunduğumuzda sistem sadece “dokunma gerçekleşti” demeyecek. Dokunmanın bağlamını, hareketini ve kullanıcının etkileşim biçimini daha gelişmiş sensörlerle değerlendirecek.
Ama burada teknoloji kadar tasarım da önemli.
Çünkü iyi bir dokunmatik ekran yalnızca dokunmayı algılayan ekran değildir.
Kullanıcının ne yapmak istediğini mümkün olduğunca anlaşılır biçimde karşılayan ekrandır.
Son Söz: Parmağımızın Altında Küçük Bir Elektriksel Dünya Var
Bir dahaki sefere telefonunuzun ekranına dokunduğunuzda biraz durup düşünün.
Aslında yaptığınız şey oldukça ilginç.
Parmağınız camın üzerine geliyor. Camın altında görünmeyen sensörler elektriksel değişimi ölçüyor. Kontrolcü bu değişimi analiz ediyor. Yazılım koordinatları değerlendiriyor. Sonunda ekrandaki bir düğme çalışıyor, bir fotoğraf büyüyor veya sayfa aşağı kayıyor.
Bütün bu işlem günlük hayatımızda o kadar sıradanlaştı ki artık fark etmiyoruz.
Eskiden bilgisayara komut vermek için klavye kullanıyorduk. Sonra fare geldi. Şimdi parmağımızı camın üzerine koyuyoruz ve cihaz ne istediğimizi anlamaya çalışıyor.
Üstelik bunu yaparken ekranın altında küçük bir elektronik orkestra çalışıyor.
Şef sensörleri yönetiyor.
Devreler ölçüyor.
Yazılım yorumluyor.
Kullanıcı ise bütün bunlardan habersiz şekilde ekrana tekrar tekrar basıyor:
“Haydi ama… çalışsana!”
Belki de dokunmatik ekranların en güzel tarafı tam olarak bu.
Karmaşık bir mühendislik problemini, kullanıcı açısından tek bir doğal harekete dönüştürmeleri: dokunmak.
Ve şimdi şu soru biraz daha ilginç geliyor:
Bir cihaz parmağımızın nereye dokunduğunu anlayabiliyorsa, acaba biz teknolojinin hayatımıza nerelere dokunduğunu yeterince fark ediyor muyuz?