Ece
New member
Dünya Sağlık Örgütü'nün ICD-11 sınıflandırmasında OKB, obsesif-kompulsif ve ilişkili bozukluklar içinde yer alıyor; ayrıca kişinin belirtileriyle ilgili içgörü düzeyinin değerlendirilmesine de yer veriliyor.
Toplumsal açıdan başka bir sorun daha vardı.
“Takıntı” kelimesi gündelik konuşmada çok hafif bir anlamda kullanılıyordu:
“Ben de temizlik konusunda takıntılıyım.”
“Ben de düzen konusunda takıntılıyım.”
Oysa klinik OKB bundan çok daha fazlası olabilir.
Bir insanın kapıyı iki kez kontrol etmesiyle, işe gitmeden önce kapıyı kırk dakika boyunca tekrar tekrar kontrol etmesi arasında günlük yaşam açısından büyük fark vardır.
Kelimenin gündelik anlamı ile klinik anlamını ayırmak, hastalığı küçümsememek açısından önemlidir.
Mert'in Yeni Stratejisi: Düşünceyle Savaşmamak
Tedavinin ilerleyen dönemlerinde Mert ERP, yani maruz bırakma ve tepki önleme yaklaşımı üzerine çalışmaya başladı.
ERP'nin temel mantığında kişi, terapistinin rehberliğinde korku veya obsesyonu tetikleyen durumlarla güvenli ve planlı biçimde karşılaşırken alışılmış kompulsif tepkiyi vermemeyi öğrenir. NIMH, ERP'yi bilişsel davranışçı terapinin OKB için kullanılan özel bir biçimi olarak tanımlıyor ve bazı kişilerde ilaç tedavisine yeterli yanıt alınmadığında da yararlı olabileceğini belirtiyor.
Mert için ilk egzersizlerden biri oldukça sıradandı.
Kapıyı kilitlemek.
Bir kez kontrol etmek.
Sonra uzaklaşmak.
Kolay mıydı?
Hayır.
Zihni hemen konuşmaya başladı:
“Geri dön.”
“Bir şey oldu.”
“Ya gerçekten açık kaldıysa?”
Mert bu kez cevap vermedi.
“Bilmiyorum,” dedi kendi kendine.
Bu iki kelime onun için yıllarca süren kesinlik arayışından daha güçlüydü.
Çünkü OKB sürekli yüzde yüz eminlik istiyordu.
Mert ise hayatın yüzde yüz kesinlik sunmadığını öğreniyordu.
Erkeklerin ve Kadınların Farklı Baş Etme Biçimleri Üzerine Bir Not
Hikâyedeki Mert ve Ayşe'nin yaklaşım farkı özellikle önemli.
Erkeklerin mutlaka çözüm odaklı, kadınların mutlaka empatik olduğu gibi bir kural yok. Böyle bir genelleme hem bilimsel açıdan temkin gerektirir hem de insanların gerçek deneyimlerini daraltır.
Bizim hikâyemizde Mert'in kişisel özelliği strateji kurmaya yatkın olmasıydı.
Ayşe'nin kişisel özelliği ise ilişkiler ve duygular üzerinden anlamlandırmaya yatkın olmasıydı.
Üstelik roller zamanla birbirine geçti.
Mert tedavide yalnızca plan yapmanın yetmediğini öğrendi.
Ayşe ise yalnızca teselli etmenin yeterli olmadığını fark etti.
Birlikte şunu keşfettiler:
Bir insanın çözüm bulmaya ihtiyacı olabilir.
Aynı insanın anlaşılmaya da ihtiyacı olabilir.
OKB tedavisinde de kişinin belirtileri, tedavi geçmişi, eşlik eden durumları, aile ilişkileri ve günlük yaşam üzerindeki etkisinin birlikte değerlendirilmesi bu yüzden önemlidir. NICE, tedaviye yetersiz yanıt veren kişiler değerlendirilirken bu alanların kapsamlı biçimde ele alınmasını öneriyor.
“Dirençli OKB” Gerçekten Ne Anlama Geliyor?
Mert'in hikâyesinden çıkarılabilecek en önemli nokta belki de burada.
Dirençli OKB, basitçe “ilaç kullanıyorum ama hâlâ bazen kötü hissediyorum” anlamına gelmez.
Tedaviye yanıt; hangi ilaçların, hangi dozlarda ve ne kadar süre kullanıldığı, psikoterapinin niteliği ve süresi, ERP'nin uygulanıp uygulanmadığı, tedaviye uyum, eşlik eden depresyon veya başka ruhsal sorunlar, yan etkiler ve kişinin yaşam koşulları gibi birçok unsurla birlikte değerlendirilir.
NICE, örneğin yeterli süre SSRI veya CBT/ERP uygulanmasına rağmen anlamlı iyileşme olmadığında tedavi planının yeniden değerlendirilmesini ve gerektiğinde kombine tedavi veya farklı seçeneklerin düşünülmesini öneriyor.
Bazı ağır ve diğer tedavilere yeterince yanıt vermeyen OKB vakalarında beyin uyarım tedavileri de uzman değerlendirmesi kapsamında gündeme gelebilir. NIMH, rTMS'nin OKB için kullanılan beyin uyarım yaklaşımlarından biri olduğunu; bu tür yöntemlerin genellikle diğer tedaviler denendikten sonra değerlendirildiğini belirtiyor.
Buradaki kritik nokta şu:
“Dirençli” kelimesi bir kader cümlesi değildir.
Bir tedavi geçmişinin tarifidir.
Mert'in Son Konuşması
Aylar sonra Mert ve Ayşe aynı mutfak masasında yeniden oturdular.
Bu kez Mert kapıyı kontrol edip eve dönmüştü.
“Bugün iki kez kontrol ettim,” dedi.
Ayşe hemen:
“Harika, tamamen geçti!” demedi.
Çünkü artık ikisi de bunun nasıl çalıştığını biliyordu.
Mert devam etti:
“İkinci kontrolden sonra üçüncüyü yapmak istedim. Ama yapmadım.”
Ayşe başını salladı.
“Peki ne oldu?”
Mert birkaç saniye düşündü.
“Bir süre kötü hissettim.”
“Sonra?”
“Sonra geçti.”
Ayşe gülümsedi.
Mert de gülümsedi.
Ama hikâyenin asıl değişimi burada değildi.
Mert artık hayatını “Bir daha hiç obsesyon yaşamayacağım” hedefi üzerine kurmuyordu.
Hedefi daha farklıydı:
“Obsesyon geldiğinde hayatımı onun yönetmesine izin vermemek.”
Bu ayrım küçük görünüyordu.
Ama onun için büyük bir fark yaratmıştı.
Forumdaki Asıl Soru Size Kalsın
Bu hikâyeyi okurken kendinize şu soruları sormanız belki de daha anlamlı olabilir:
Bir düşünce geldiğinde onu gerçekten çözmeye mi çalışıyorum, yoksa ondan kurtulmaya mı?
Aynı sorunun cevabını tekrar tekrar arıyor muyum?
Bir yakınımdan sürekli güvence istiyor muyum?
Bir davranışı yapmadığımda yaşadığım belirsizliğe dayanmakta zorlanıyor muyum?
Ve en önemlisi:
“Bu düşünce neden geldi?” sorusundan önce, “Bu düşünce geldiğinde ben ne yapıyorum?” diye bakabilir miyim?
OKB yaşayan biri için bu soruların cevapları oldukça kişisel olabilir.
Bu nedenle internet üzerinden kendine tanı koymak veya ilaç değişikliği yapmak yerine, özellikle belirtiler günlük yaşamı ciddi biçimde etkiliyorsa psikiyatrist veya OKB konusunda deneyimli bir ruh sağlığı uzmanıyla değerlendirme yapmak daha güvenlidir. Tedavi seçenekleri arasında psikoterapi, özellikle ERP içeren yaklaşımlar ve uygun kişilerde ilaç tedavileri bulunur.
Ve belki de bu hikâyenin en önemli cümlesi Mert'in son söylediği cümledir:
“Zihnimin her sorusuna cevap vermek zorunda olmadığımı öğrendiğim gün, hayatımda ilk kez biraz boşluk oluştu.”
O boşluk başlangıçta korkutucuydu.
Sonra Mert o boşluğun aslında özgürlük için gereken alan olduğunu fark etti.
Belki dirençli OKB hakkında konuşurken insanların duymaya en çok ihtiyaç duyduğu şey de budur:
Bir tedaviye yanıt vermemiş olmak, hikâyenin bittiği anlamına gelmez.
Bazen sadece haritanın yeniden çizilmesi gerekir.
Kaynakları metin içinde açıkça gösterDirençli OKB tanımını daha netleştir
Kaynakları metin içinde açıkça göster
Dirençli OKB tanımını daha netleştir
Hikâyeye daha belirgin bir çatışma ekle
Toplumsal açıdan başka bir sorun daha vardı.
“Takıntı” kelimesi gündelik konuşmada çok hafif bir anlamda kullanılıyordu:
“Ben de temizlik konusunda takıntılıyım.”
“Ben de düzen konusunda takıntılıyım.”
Oysa klinik OKB bundan çok daha fazlası olabilir.
Bir insanın kapıyı iki kez kontrol etmesiyle, işe gitmeden önce kapıyı kırk dakika boyunca tekrar tekrar kontrol etmesi arasında günlük yaşam açısından büyük fark vardır.
Kelimenin gündelik anlamı ile klinik anlamını ayırmak, hastalığı küçümsememek açısından önemlidir.
Mert'in Yeni Stratejisi: Düşünceyle Savaşmamak
Tedavinin ilerleyen dönemlerinde Mert ERP, yani maruz bırakma ve tepki önleme yaklaşımı üzerine çalışmaya başladı.
ERP'nin temel mantığında kişi, terapistinin rehberliğinde korku veya obsesyonu tetikleyen durumlarla güvenli ve planlı biçimde karşılaşırken alışılmış kompulsif tepkiyi vermemeyi öğrenir. NIMH, ERP'yi bilişsel davranışçı terapinin OKB için kullanılan özel bir biçimi olarak tanımlıyor ve bazı kişilerde ilaç tedavisine yeterli yanıt alınmadığında da yararlı olabileceğini belirtiyor.
Mert için ilk egzersizlerden biri oldukça sıradandı.
Kapıyı kilitlemek.
Bir kez kontrol etmek.
Sonra uzaklaşmak.
Kolay mıydı?
Hayır.
Zihni hemen konuşmaya başladı:
“Geri dön.”
“Bir şey oldu.”
“Ya gerçekten açık kaldıysa?”
Mert bu kez cevap vermedi.
“Bilmiyorum,” dedi kendi kendine.
Bu iki kelime onun için yıllarca süren kesinlik arayışından daha güçlüydü.
Çünkü OKB sürekli yüzde yüz eminlik istiyordu.
Mert ise hayatın yüzde yüz kesinlik sunmadığını öğreniyordu.
Erkeklerin ve Kadınların Farklı Baş Etme Biçimleri Üzerine Bir Not
Hikâyedeki Mert ve Ayşe'nin yaklaşım farkı özellikle önemli.
Erkeklerin mutlaka çözüm odaklı, kadınların mutlaka empatik olduğu gibi bir kural yok. Böyle bir genelleme hem bilimsel açıdan temkin gerektirir hem de insanların gerçek deneyimlerini daraltır.
Bizim hikâyemizde Mert'in kişisel özelliği strateji kurmaya yatkın olmasıydı.
Ayşe'nin kişisel özelliği ise ilişkiler ve duygular üzerinden anlamlandırmaya yatkın olmasıydı.
Üstelik roller zamanla birbirine geçti.
Mert tedavide yalnızca plan yapmanın yetmediğini öğrendi.
Ayşe ise yalnızca teselli etmenin yeterli olmadığını fark etti.
Birlikte şunu keşfettiler:
Bir insanın çözüm bulmaya ihtiyacı olabilir.
Aynı insanın anlaşılmaya da ihtiyacı olabilir.
OKB tedavisinde de kişinin belirtileri, tedavi geçmişi, eşlik eden durumları, aile ilişkileri ve günlük yaşam üzerindeki etkisinin birlikte değerlendirilmesi bu yüzden önemlidir. NICE, tedaviye yetersiz yanıt veren kişiler değerlendirilirken bu alanların kapsamlı biçimde ele alınmasını öneriyor.
“Dirençli OKB” Gerçekten Ne Anlama Geliyor?
Mert'in hikâyesinden çıkarılabilecek en önemli nokta belki de burada.
Dirençli OKB, basitçe “ilaç kullanıyorum ama hâlâ bazen kötü hissediyorum” anlamına gelmez.
Tedaviye yanıt; hangi ilaçların, hangi dozlarda ve ne kadar süre kullanıldığı, psikoterapinin niteliği ve süresi, ERP'nin uygulanıp uygulanmadığı, tedaviye uyum, eşlik eden depresyon veya başka ruhsal sorunlar, yan etkiler ve kişinin yaşam koşulları gibi birçok unsurla birlikte değerlendirilir.
NICE, örneğin yeterli süre SSRI veya CBT/ERP uygulanmasına rağmen anlamlı iyileşme olmadığında tedavi planının yeniden değerlendirilmesini ve gerektiğinde kombine tedavi veya farklı seçeneklerin düşünülmesini öneriyor.
Bazı ağır ve diğer tedavilere yeterince yanıt vermeyen OKB vakalarında beyin uyarım tedavileri de uzman değerlendirmesi kapsamında gündeme gelebilir. NIMH, rTMS'nin OKB için kullanılan beyin uyarım yaklaşımlarından biri olduğunu; bu tür yöntemlerin genellikle diğer tedaviler denendikten sonra değerlendirildiğini belirtiyor.
Buradaki kritik nokta şu:
“Dirençli” kelimesi bir kader cümlesi değildir.
Bir tedavi geçmişinin tarifidir.
Mert'in Son Konuşması
Aylar sonra Mert ve Ayşe aynı mutfak masasında yeniden oturdular.
Bu kez Mert kapıyı kontrol edip eve dönmüştü.
“Bugün iki kez kontrol ettim,” dedi.
Ayşe hemen:
“Harika, tamamen geçti!” demedi.
Çünkü artık ikisi de bunun nasıl çalıştığını biliyordu.
Mert devam etti:
“İkinci kontrolden sonra üçüncüyü yapmak istedim. Ama yapmadım.”
Ayşe başını salladı.
“Peki ne oldu?”
Mert birkaç saniye düşündü.
“Bir süre kötü hissettim.”
“Sonra?”
“Sonra geçti.”
Ayşe gülümsedi.
Mert de gülümsedi.
Ama hikâyenin asıl değişimi burada değildi.
Mert artık hayatını “Bir daha hiç obsesyon yaşamayacağım” hedefi üzerine kurmuyordu.
Hedefi daha farklıydı:
“Obsesyon geldiğinde hayatımı onun yönetmesine izin vermemek.”
Bu ayrım küçük görünüyordu.
Ama onun için büyük bir fark yaratmıştı.
Forumdaki Asıl Soru Size Kalsın
Bu hikâyeyi okurken kendinize şu soruları sormanız belki de daha anlamlı olabilir:
Bir düşünce geldiğinde onu gerçekten çözmeye mi çalışıyorum, yoksa ondan kurtulmaya mı?
Aynı sorunun cevabını tekrar tekrar arıyor muyum?
Bir yakınımdan sürekli güvence istiyor muyum?
Bir davranışı yapmadığımda yaşadığım belirsizliğe dayanmakta zorlanıyor muyum?
Ve en önemlisi:
“Bu düşünce neden geldi?” sorusundan önce, “Bu düşünce geldiğinde ben ne yapıyorum?” diye bakabilir miyim?
OKB yaşayan biri için bu soruların cevapları oldukça kişisel olabilir.
Bu nedenle internet üzerinden kendine tanı koymak veya ilaç değişikliği yapmak yerine, özellikle belirtiler günlük yaşamı ciddi biçimde etkiliyorsa psikiyatrist veya OKB konusunda deneyimli bir ruh sağlığı uzmanıyla değerlendirme yapmak daha güvenlidir. Tedavi seçenekleri arasında psikoterapi, özellikle ERP içeren yaklaşımlar ve uygun kişilerde ilaç tedavileri bulunur.
Ve belki de bu hikâyenin en önemli cümlesi Mert'in son söylediği cümledir:
“Zihnimin her sorusuna cevap vermek zorunda olmadığımı öğrendiğim gün, hayatımda ilk kez biraz boşluk oluştu.”
O boşluk başlangıçta korkutucuydu.
Sonra Mert o boşluğun aslında özgürlük için gereken alan olduğunu fark etti.
Belki dirençli OKB hakkında konuşurken insanların duymaya en çok ihtiyaç duyduğu şey de budur:
Bir tedaviye yanıt vermemiş olmak, hikâyenin bittiği anlamına gelmez.
Bazen sadece haritanın yeniden çizilmesi gerekir.
Kaynakları metin içinde açıkça gösterDirençli OKB tanımını daha netleştir
Kaynakları metin içinde açıkça göster
Dirençli OKB tanımını daha netleştir
Hikâyeye daha belirgin bir çatışma ekle