Onur
New member
Kıdem Kavramı: Bürokratik Yükselmenin En Şık Hali!
Herkese merhaba forumdaşlar!
Kıdem kavramını gündeme getiriyorum çünkü birçoğumuzun hayatının ne yazık ki en temel ve en karmaşık unsurlarından biri. Evet, o “biri” var ya… İş yerinde en uzun süre çalışan, her sabah o kahveyi alıp masasına oturan, koltuğunun biraz daha yumuşadığı, ofis içinde neredeyse bir uzmandan daha fazla deneyime sahip olan o şahıs! Kıdem, aslında sadece bir sayısal değer değil, aynı zamanda statü, deneyim ve ne yazık ki biraz da "Beni bir dinleyin" duygusunun zirveye çıktığı anların adıdır.
Şimdi, kıdemin erkekler ve kadınlar tarafından nasıl algılandığına bir göz atalım. Burada tabii ki "genellemeler" yapıyoruz, ama biraz da eğlenceli bir şekilde bakalım konuyu!
Erkekler: Çözüm Bulucu, Stratejik Kıdem Avcıları!
Erkekler, kıdem meselesine genellikle "stratejik bir hareket" olarak bakar. Yani, kıdem bir yandan en büyük ödül gibi gözükürken, diğer yandan çok fazla "ofiste hayatta kalma" stratejileri gerektirir. Onlar için kıdem, "Nasıl daha hızlı yükselirim?" sorusunun cevabıdır.
Düşünün; sabah işe gelip, çayını alırken, yanında bir kıdemli çalışanı görünce gözlerinin içinde hemen bir strateji ışığı yanar. “Hmmm… Bu adam 10 yıldır burada, demek ki kıdemli. O zaman nasıl onun gibi olurum? Belki bir gün ona kıdemli maaşından biraz pay isterim… Hah! Belki ben de şef olursam…”
Erkekler, kıdem konusunda çoğunlukla şu mantığı güder: Eğer yıllardır buradaysan, mutlaka seni seviyorlar demektir. Kıdem de bu sevginin bir sembolüdür! Tabi ki strateji burada işin içine girer. Kıdemli olmanın, öteki herkesi “başarıyla yönlendirmek” anlamına geldiğini kabul ederler. İşte bu yüzden kıdem, sadece bir işe girme durumu değil, aynı zamanda ofis içindeki hiyerarşiye hakim olma durumudur.
Kadınlar: Empati ve İlişki Odaklı Kıdem!
Kadınlar, kıdemi daha çok "ilişkilerle" ve "insanlar arası etkileşimlerle" ilişkilendirir. Kıdem, bir anlamda ofisteki topluluk içindeki yerini sağlamlaştırma meselesidir. "Evet, yıllardır buradayım ama en çok kimle dost oldum?" sorusu onların aklında daha fazla yer tutar. Çünkü onlar için kıdem, yalnızca yıllar değil, aynı zamanda ofis içinde bir aile kurma sürecidir. Bu yüzden ofisteki tüm dedikodularda en ön saflarda, “Nasılsınız?”, “Bir sıkıntınız var mı?” soruları hep ilk onlardan çıkar.
Kadınlar, kıdem meselesine sadece stratejiyle yaklaşmazlar. Yani kıdemli olmak sadece maaş artışı ya da daha fazla sorumluluk almakla ilgili değildir. Onlar için bu bir anlamda iş yerinde kendilerini değerli kılma, ilişkileri güçlü tutma ve tabii ki başkalarını “ofisteki yeni aile üyeleri” gibi hissettirme meselesidir. Kıdemli olduklarında, sadece kendilerine değil, herkesin işini kolaylaştırmaya çalışan bir lider haline gelirler.
Kıdem: Dönüp Dönüp “Benim Zamanımda” Demek İçin Bir Araç!
Evet, kıdem demek aynı zamanda bir noktada "benim zamanımda" demek için de bir fırsattır. Kıdemli olunca, her cümlede biraz nostalji kokar. “Valla, benim zamanımda işler çok daha farklıydı… Zor oluyordu, ama daha verimli çalışıyorduk.” İşte kıdem, böyle anların sıkça yaşandığı bir kavramdır. Kıdemli, iş yerinin bir tür tarih kitabı gibidir. Herhangi bir konuda eski bir uygulamayı hatırladığında, genç çalışanın gözlerinde bir anda "vay be, zaman ne kadar hızlı geçmiş" parlaması görünür.
Kıdem, bazen öyle bir noktaya gelir ki, artık sadece "tecrübe" olmaktan çıkar ve “Ben seni işten atarım, ha!” ya da “Şu projeyi seni salarak bitiririm” gibi bir noktaya gelir. Kıdem, yeni bir görevde sana, “Bunun içinde daha fazla zaman harcaman gerek” derken, aynı zamanda bir anlamda seni uyandırır. "Bir kere üstünden geçtim, hatırladın mı?" der ve bir anda ofisin en tecrübeli çalışanı olursun!
Kıdemin Çıkmaz Sokakları ve En Keyifli Yanları!
Kıdem, bazen fazla karmaşık olabilir. Birçok insan, yıllar içinde ofiste daha fazla sorumluluk almanın "önemli" olduğunu düşünür. Ama bazen, bu sorumluluklar sadece “ben buradayım” demek için başka bir bahane haline gelir. Kıdemli olmanın da yeri geldiğinde eğlenceli yanları vardır. Kıdemli olmak, istediğin saatte ofise gitmek, dilediğin şekilde telefonla konuşmak, hatta tatil planlarını “Ben bu yıl biraz daha uzun tatile çıkıyorum” diyerek duyurmak demek olabilir.
Tabii kıdem, bazen de demektir ki “Ben de buradayım, bu kadar zaman geçtikten sonra başkalarına kıdemli gibi davranamam.” Kıdemli olmak, zamanla "kendi rahat köşene çekilme" fırsatını verir ama aynı zamanda “şu işler bitse de bir tık rahatlasak” dedirten bir sorumluluk da taşır.
Forumdaşlar, Kıdem Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?
Şimdi sıra sizde forumdaşlar! Kıdemli olmanın ne kadar gurur verici bir şey olduğunu mu düşünüyorsunuz, yoksa “Vallahi ben bu ofiste hala ne yapıyorum” noktasına mı geldiniz? Kıdemli olmanın avantajları ve dezavantajlarını yazın, bakalım ofisteki en tecrübeli çalışan kimmiş! Hadi, şimdi yorumlara geçelim. Kıdemli olmanın sizdeki yeri nedir?
Herkese merhaba forumdaşlar!
Kıdem kavramını gündeme getiriyorum çünkü birçoğumuzun hayatının ne yazık ki en temel ve en karmaşık unsurlarından biri. Evet, o “biri” var ya… İş yerinde en uzun süre çalışan, her sabah o kahveyi alıp masasına oturan, koltuğunun biraz daha yumuşadığı, ofis içinde neredeyse bir uzmandan daha fazla deneyime sahip olan o şahıs! Kıdem, aslında sadece bir sayısal değer değil, aynı zamanda statü, deneyim ve ne yazık ki biraz da "Beni bir dinleyin" duygusunun zirveye çıktığı anların adıdır.
Şimdi, kıdemin erkekler ve kadınlar tarafından nasıl algılandığına bir göz atalım. Burada tabii ki "genellemeler" yapıyoruz, ama biraz da eğlenceli bir şekilde bakalım konuyu!
Erkekler: Çözüm Bulucu, Stratejik Kıdem Avcıları!
Erkekler, kıdem meselesine genellikle "stratejik bir hareket" olarak bakar. Yani, kıdem bir yandan en büyük ödül gibi gözükürken, diğer yandan çok fazla "ofiste hayatta kalma" stratejileri gerektirir. Onlar için kıdem, "Nasıl daha hızlı yükselirim?" sorusunun cevabıdır.
Düşünün; sabah işe gelip, çayını alırken, yanında bir kıdemli çalışanı görünce gözlerinin içinde hemen bir strateji ışığı yanar. “Hmmm… Bu adam 10 yıldır burada, demek ki kıdemli. O zaman nasıl onun gibi olurum? Belki bir gün ona kıdemli maaşından biraz pay isterim… Hah! Belki ben de şef olursam…”
Erkekler, kıdem konusunda çoğunlukla şu mantığı güder: Eğer yıllardır buradaysan, mutlaka seni seviyorlar demektir. Kıdem de bu sevginin bir sembolüdür! Tabi ki strateji burada işin içine girer. Kıdemli olmanın, öteki herkesi “başarıyla yönlendirmek” anlamına geldiğini kabul ederler. İşte bu yüzden kıdem, sadece bir işe girme durumu değil, aynı zamanda ofis içindeki hiyerarşiye hakim olma durumudur.
Kadınlar: Empati ve İlişki Odaklı Kıdem!
Kadınlar, kıdemi daha çok "ilişkilerle" ve "insanlar arası etkileşimlerle" ilişkilendirir. Kıdem, bir anlamda ofisteki topluluk içindeki yerini sağlamlaştırma meselesidir. "Evet, yıllardır buradayım ama en çok kimle dost oldum?" sorusu onların aklında daha fazla yer tutar. Çünkü onlar için kıdem, yalnızca yıllar değil, aynı zamanda ofis içinde bir aile kurma sürecidir. Bu yüzden ofisteki tüm dedikodularda en ön saflarda, “Nasılsınız?”, “Bir sıkıntınız var mı?” soruları hep ilk onlardan çıkar.
Kadınlar, kıdem meselesine sadece stratejiyle yaklaşmazlar. Yani kıdemli olmak sadece maaş artışı ya da daha fazla sorumluluk almakla ilgili değildir. Onlar için bu bir anlamda iş yerinde kendilerini değerli kılma, ilişkileri güçlü tutma ve tabii ki başkalarını “ofisteki yeni aile üyeleri” gibi hissettirme meselesidir. Kıdemli olduklarında, sadece kendilerine değil, herkesin işini kolaylaştırmaya çalışan bir lider haline gelirler.
Kıdem: Dönüp Dönüp “Benim Zamanımda” Demek İçin Bir Araç!
Evet, kıdem demek aynı zamanda bir noktada "benim zamanımda" demek için de bir fırsattır. Kıdemli olunca, her cümlede biraz nostalji kokar. “Valla, benim zamanımda işler çok daha farklıydı… Zor oluyordu, ama daha verimli çalışıyorduk.” İşte kıdem, böyle anların sıkça yaşandığı bir kavramdır. Kıdemli, iş yerinin bir tür tarih kitabı gibidir. Herhangi bir konuda eski bir uygulamayı hatırladığında, genç çalışanın gözlerinde bir anda "vay be, zaman ne kadar hızlı geçmiş" parlaması görünür.
Kıdem, bazen öyle bir noktaya gelir ki, artık sadece "tecrübe" olmaktan çıkar ve “Ben seni işten atarım, ha!” ya da “Şu projeyi seni salarak bitiririm” gibi bir noktaya gelir. Kıdem, yeni bir görevde sana, “Bunun içinde daha fazla zaman harcaman gerek” derken, aynı zamanda bir anlamda seni uyandırır. "Bir kere üstünden geçtim, hatırladın mı?" der ve bir anda ofisin en tecrübeli çalışanı olursun!
Kıdemin Çıkmaz Sokakları ve En Keyifli Yanları!
Kıdem, bazen fazla karmaşık olabilir. Birçok insan, yıllar içinde ofiste daha fazla sorumluluk almanın "önemli" olduğunu düşünür. Ama bazen, bu sorumluluklar sadece “ben buradayım” demek için başka bir bahane haline gelir. Kıdemli olmanın da yeri geldiğinde eğlenceli yanları vardır. Kıdemli olmak, istediğin saatte ofise gitmek, dilediğin şekilde telefonla konuşmak, hatta tatil planlarını “Ben bu yıl biraz daha uzun tatile çıkıyorum” diyerek duyurmak demek olabilir.
Tabii kıdem, bazen de demektir ki “Ben de buradayım, bu kadar zaman geçtikten sonra başkalarına kıdemli gibi davranamam.” Kıdemli olmak, zamanla "kendi rahat köşene çekilme" fırsatını verir ama aynı zamanda “şu işler bitse de bir tık rahatlasak” dedirten bir sorumluluk da taşır.
Forumdaşlar, Kıdem Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?
Şimdi sıra sizde forumdaşlar! Kıdemli olmanın ne kadar gurur verici bir şey olduğunu mu düşünüyorsunuz, yoksa “Vallahi ben bu ofiste hala ne yapıyorum” noktasına mı geldiniz? Kıdemli olmanın avantajları ve dezavantajlarını yazın, bakalım ofisteki en tecrübeli çalışan kimmiş! Hadi, şimdi yorumlara geçelim. Kıdemli olmanın sizdeki yeri nedir?